15750,07%-2,31
43,93% -0,01
51,05% -0,05
7242,46% 0,55
11848,56% 0,00
Yılan tavuğu ısırdı ve zehir bedeninde yanarken, o da kümese sığınıp korunacak bir yer aradı.
Ama diğer tavuklar, zehir yayılmasın diye onu kümeslerinden kovmayı tercih etti.
Tavuk, aksayarak ve acı içinde ağlayarak dışarı çıktı. Onu en çok yakan ısırık değildi; en çok ihtiyacı olduğu anda kendi ailesi tarafından terk edilmek ve hor görülmekti.
Böylece gitti… Ateşler içinde, bir ayağını sürükleyerek, soğuk gecelere karşı savunmasız kaldı.
Her adımında bir damla gözyaşı düştü.
Kümesteki tavuklar onun uzaklaşmasını izledi, ufukta kayboluşunu seyretti. Bazıları kendi aralarında şöyle dedi:
— Kalkıp gittiği iyi oldu… Bizden uzakta...
Tavuk sonunda ufkun sonsuzluğunda gözden kaybolduğunda, hepsi onun öldüğüne emindi.
Hatta bazıları gökyüzüne bakıp akbabaların uçuşunu görmeyi bile bekledi.
Zaman geçti.
Çok sonra bir sinek kuşu kümese geldi ve haber verdi:
— Kız kardeşiniz yaşıyor! Buradan çok uzakta bir mağarada yaşıyor.
İyileşti, ama yılanın ısırığı yüzünden bir ayağını kaybetti.
Yiyecek bulmakta zorlanıyor ve yardımınıza ihtiyacı var.
Bir sessizlik oldu. Sonra bahaneler başladı:
— Gidemem, yumurtluyorum…
— Gidemem, mısır arıyorum…
— Gidemem, civcivlerime bakmam gerekiyor…
Böylece birer birer hepsi isteği reddetti. Sinek kuşu yardım bulamadan mağaraya geri döndü.
Yine zaman geçti.
Çok daha sonra sinek kuşu tekrar geldi, ama bu kez acı bir haberle:
— Kız kardeşiniz öldü… Mağarada tek başına öldü… Onu gömecek de yok, yasını tutacak da…
O an hepsinin üzerine ağır bir yük çöktü. Derin bir ağıt kümese yayıldı.
Yumurtlayanlar durdu.
Mısır arayanlar tohumları bıraktı.
Civcivlerine bakanlar bir anlığına onları unuttu.
Pişmanlık, her zehirden daha fazla acıtıyordu.
“Neden daha önce gitmedik?” diye soruyorlardı kendilerine.
Mesafeyi, yorgunluğu düşünmeden hepsi mağaraya doğru yola çıktı; ağlayarak, feryat ederek…
Artık onu görmek için bir sebepleri vardı, ama artık çok geçti.
Mağaraya vardıklarında tavuğu bulamadılar…
Sadece şu yazılı bir mektup buldular:
“Hayatta insanlar çoğu zaman sen yaşarken yardım etmek için sokağın karşısına geçmez; ama öldüğünde seni gömmek için dünyayı dolaşırlar.
Ve cenazelerde dökülen gözyaşlarının çoğu acıdan değil, vicdan azabından ve pişmanlıktandır.”